Okullar Bakımevi Öğretmenler Bakıcı mı? 

Mehmet Güler

28-09-2024 11:40

Okullar Bakımevi Öğretmenler Bakıcı mı? 

Son zamanlarda bakanlıkta ve velilerde çok ciddi bir yanlış okul algısı gözlemlenmekte.

Ciddi bir kesim için okullar; velilerin bir süre çocuklarını bıraktığı “bakımevi” algısı ile eşdeğer. 

Perspektif böyle olunca maalesef Öğretmen algısı da temelden sarsılmış durumda. 

Öğretmenlere; çocuğun yaşamını şekillendirecek en temel etkenden ziyade “bakıcı” algısı ile bir yaklaşım sergileniyor. 

Özetle okullar bakımevi, Öğretmenler bakıcı.

Çok acı!

Okul ve Öğretmen algısının/itibarının el birliğiyle nasıl yerle bir edildiğinin tezahürü…

İşin ciddiye alınmayan yönü ise tam gün eğitim olan okullarda; uzun öğle arası ve öğle sonrasına kalan dersler, öğrenciyi hem yormakta hem de ders verimliliğini ciddi derecede düşürmektedir.

Okulda daha fazla zaman geçirmek adına gerçekleştirilen bu uygulama, amaçlananın tam aksine öğrencileri daha da okuldan soğutmakta ve uzaklaştırmaktadır. 

Bu sebeple ilk ve en önemli adım, bu çarpık yaklaşımın bir an evvel terk edilmesidir. 

Okuldan geçirilen zamanın uzunluğundan ziyade verimliliği ve kalitesi üzerine zihin yorulmalıdır. 

Temizliği ve güvenliği bile sağlanamayan okullarda öğrencilerin geçirdikleri her dakika ciddi risk barındırmaktadır. 

Öğrencileri okuldan soğutan yoğun ders saatleri ve süreleri azaltılmalıdır. 

Bu çerçevede: 

Ders saatleri;

İlkokullarda 5, 
Ortaokullarda 6, 
Liselerde 7 saat,

Ders süreleri;

İlkokullarda 30, 
Ortaokullarda 35, 
Liselerde 40 dakika olarak revize edilmelidir. 

Motivasyonu yüksek tutmak adına görsel, işitsel ve bedensel faaliyetler içeren dersler son saatlere konulmalıdır.  

Ders saatleri ve sürelerinin kısaltılması uygulaması, ilk olarak pandemi sürecinde denendi ve öğrencilerin derse odaklanma sürecine olumlu katkıları olduğu görüldü.

Böylelikle öğrenciler; hem derslere hem de katılmak istedikleri kurslara daha motivasyonlu katılım gösterebilirler.

Öğrenciler; sabah ve akşam karanlığında sırtlarında kilolarca ağır çantalarla “çocukluklarını yaşayamadan” gün kapatmak zorunda kalmazlar.

Eğitimci Yazar Mehmet GÜLER

DİĞER YAZILARI MEB’de akıl almaz bir evrak israfı var 01-01-1970 03:00 Mesleğinin İtibarını Savunamayan/Sorunlara  Kayıtsız Kalan Biri Eğitimci Olamaz 01-01-1970 03:00 Ders Saatleri ve Süreleri Azaltılmalıdır 01-01-1970 03:00 Türkçe/Edebiyat Öğretmenlerinin Çekilmez Hale Gelen İş Yükü 01-01-1970 03:00 YAKIN DÖNEMİN EN VİZYONER MİLLİ EĞİTİM BAKANI 01-01-1970 03:00 TAM YETKİLİ SIFIR ETKİLİ SENDİKA  01-01-1970 03:00 SENDİKALAR ÇALIŞANLARI ZENGİNLEŞTİRMELİDİR, ÇALIŞANLAR SENDİKALARI DEĞİL… 01-01-1970 03:00 ERKEN ÇOCUKLUK EĞİTİMİNDE NEREDEYİZ?   01-01-1970 03:00 MEB Kağıt İsrafına Son Verip Dijital Evrak Sistemine Geçmelidir 01-01-1970 03:00 MEB’te Görmezden Gelinen Master/Doktoralı Öğretmenler 01-01-1970 03:00 LİSANSÜSTÜ EĞİTİMİN Teşvik Edilmediği İŞ GÜVENCESİZ MESLEK KANUNU  01-01-1970 03:00 Türkçe/Edebiyat ve Dil Öğretmenlerinin İş Yükü Adaletsizliği 01-01-1970 03:00 ÖğretmenSİZ Meslek Kanunu 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENLERDEN Gizlenen ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU 01-01-1970 03:00