Cuma gününün fazîletleri arasında “icâbet saati” olarak ifade edilen ve duâların kabul edileceği bildirilen zaman dilimi mühim bir hususiyete sahiptir. Konuyla ilgili olarak Ebû Hüreyre (Radıyallâhu Anh)dan rivâyete göre, Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“O (Cuma günü)nde bir saat vardır ki, Müslüman bir kul kalkıp namaz kılarken ona rastlayıp da Allah Te‘âlâ’dan bir şey istesin, illâ O (Allah Te‘âlâ) o (kulu)na bu (istediği)ni verir.”
(Buhârî, Cuma:36, Talâk:24, De‘avât:61; Müslim, Cuma:13, No:852; Nesâî, Cuma:45, No:115-116; Muvatta‘, Cuma:15, No:108)
Hadîs-i şerîfte geçen “Saat” ifadesi, uzun veya kısa, mutlak bir zaman anlamına gelmektedir. Bu “Saat” Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in, “Ben onu biliyordum, ancak Kadir gecesi gibi o da bana sonradan unutturuldu” (Hâkim, el-Müstedrek, 1/279) hadîsinden de anlaşılacağı üzere, Ramazân gecelerinde Kadir gecesinin ve Kur’ân-ı Kerîm’in içinde İsm-i A‘zâm’ın gizlenmesi gibi, mübhem bırakılmış kıymetli bir vakittir.
Gizli bırakılması ise, duânın kabul saatini arayan kimsenin, günün hangi cüzünde olduğunu bilemeyince, o saate rast gelir düşüncesiyle bütün gün kalbini huzur içinde tutup zikre, duâya devam etmesi ve dünya vesveselerinden uzaklaşmaya çalışması hikmetine dayanmaktadır.
Rasûlullah (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), bu müjdeyi verirken “Müslüman kul” buyurmakla Cuma’nın şerefi Müslümanlara mahsus olduğundan, duânın kabulünün de Müslümanlara mahsus olduğunu beyan etmiş ve Cuma gününün bu ümmet hakkında ayrıca bir rahmet olduğunu bildirmiştir.
O saatte duâ edenin, ayakta namaz kılar bir hâlde bulunması da şart değildir. Zira hadîs-i şerîfteki vurgu duâya yöneliktir ve o saatte huzur üzere namazı bekleyen kimse, “Namazı beklemekte olan namazda gibidir” (Buhârî, Mevâkît:25) hadîs-i şerîfinin hükmünce bu kapsama dâhildir. Dolayısıyla o saati namazı bekler bir vaziyette huzur üzere geçirenler, -rast gelmeleri durumunda- o kıymetli saatten istifâde edebileceklerdir.
“İcâbet Saati” olarak anılan bu saatin hangi zaman dilimi olduğu hakkında birçok şey görüş vardır; bunlardan bazıları şöyledir:
























