“Öğrenciyken bir süre Almanya’da kalmıştım. 14 yaşındaydım ve dillerini öğrenmek için yerel halkla çokça zaman geçiriyordum. Oldukça varlıklı bir aileden gelen Kaya adında bir Alman kızla arkadaş olmuştum. Bir kış gecesi onun evinde kaldım. Kaya, yatmadan önce bir tişört, flanel pijama ve çorap giydi. Sonra onların üstüne bir çift sentetik çorap geçirdi. Yatağa fazladan bir battaniye daha örttü. İkisinin arasına da bir sıcak su torbası koydu ve odadaki ısıtıcıyı kapattı. Ona ’Tüm bunları neden yapıyorsun? Isıtıcıyı açık bıraksan olmaz mı?’ diye sorunca ’Niye ki? Böyle de oluyor.’ dedi. İşte, o zaman gerçekten de çok, ama çok farklı kültürlerden geldiğimizi anladım.” © daschutka / Pikabu
Almanya’da öğrenci kimliği olanlara toplu taşımadaki indirimlerden çok daha fazlası sunuluyor. Öğrenci olduğunuz için sinema ve müze biletlerinden tasarruf edebiliyorsunuz. Cep telefonu ve internet bağlantısı satın alırken harika indirimlerle karşılaşabiliyorsunuz. Ek olarak, bazı kuaförler ve araba kiralama şirketleri de öğrencilere indirim yapıyor.
Üniversiteye gitmek, insanların sağlıklı bir yaşam sürmelerine de ön ayak oluyor. Alman üniversiteleri yogadan biniciliğe kadar çeşitli ek kurslar veriyor. Bu kurslar ya tamamen ücretsiz ya da oldukça düşük ücretle veriliyor.
Bütçemizi aşmamamız ve harcamalarımızı dikkatlice planlamamız gerektiğini hepimiz biliyoruz. Ancak Almanların bizlerden farkı, bu kurala gerçekten uymaları. Ev muhasebesi tutmak için (kâğıt üzerinde ya da elektronik ortamda) defterler ve tablolar her evde bulunuyor. Bu basit alışkanlık büyük bir fark yaratabileceği için süpermarkete giderken mutlaka alışveriş listesi hazırlanıyor. Günümüzde bunun için kâğıt ve kalem kullanmanıza bile gerek yok. Telefonunuzdaki bir uygulamayı açmanız yeterli! En önemlisi Almanlar, paraya değer vermeyi küçük yaşlardan itibaren öğreniyor. Bu ülkede hemen her çocuk, kumbarasını doldurmakla övünüyor.
Giysilerin yanı sıra birçok şeyi paylaşabiliyor ya da takas edebiliyorsunuz.
Alman gıda paylaşımı portallarında hâlâ yenilir durumda olduğu hâlde fazla olduğu ya da görünüşünde ufak tefek kusurlar olduğu için atılacak bir sürü ürünü bulabiliyorsunuz. Ayrıca, her türlü meyveyi ve orman meyvesini ücretsiz olarak alabileceğiniz yerlerin listesini veren özel bir site de var.
"Ailemin her gün tükettiği gıdaların çoğu ’çöpten’ geliyor. Bu bahsettiklerimiz satışa uygun olmadığına karar verilen ürünler. Ne kadar yiyeceğin nedensiz yere çöpe atıldığını bilseniz şaşarsınız. Bu ürünleri doğrudan süpermarketlerden, fırınlardan ve restoranlardan alabiliyorsunuz. 2 hafta önce bir fırından ücretsiz olarak 10 kg ekmek topladım. Bir kısmını galeta ununa dönüştürdüm, bir kısmını dondurucuya koydum, geri kalanını da çeşitli yemekleri hazırlarken kullandım. Dün de eve 9 torba dolusu atılmış ahududuyla ve 4 kavanoz hazır
Almanya’da boş şişeleri küçük bir ödeme karşılığında geri dönüşüme atmak yaygın bir uygulama. Gerçekten de her gittiğiniz yerde bu imkânı bulabiliyorsunuz. Çoğu süpermarkette her türlü şişeyi atabileceğiniz özel makineler bulunuyor. Doğal olarak insanlar, bunu sadece tasarruf etmek için değil, çevreyi korumak için de yapıyor.
“Gıda alışverişine giden hemen hemen her Alman, işe boş şişelerden kurtularak başlıyor. Her markette çeşitli boyutlardaki şişeleri kabul eden makineler var. Hacmi ne olursa olsun plastik bir şişe 25 sent, teneke kutular 25 sent, cam şişeler ise 8 sent kazandırıyor. Ufak tefek farklar olabiliyor, ama uygulanan fiyat listesi genellikle bu oluyor. Bu arada, içecek satın alırken bir çeşit depozito ödemeniz gerektiğini de belirtmeliyim. Boş şişeyi geri götürdüğünüz zaman depozitonuzu geri alıyorsunuz.” © Fatalityme / Pikabu
Alman evlerine giden misafirler ikramlara boğulmayı beklememeli.
Bir Alman sizi çay veya kahve içmek için evine davet ederse bu teklifi ciddiye alın. Misafirler (pasta, kurabiye, sandviç ve benzeri) ek ikramlarda bulunulmasını beklememeli. Bunun yanı sıra, kendi tatlılarınızı veya atıştırmalıklarınızı götürmenizde hiçbir sakınca yok.
“Bir arkadaşımı ziyaret etmeye Almanya’ya ilk kez gittiğim zamanı hatırlıyorum. Bana yeni, olağanüstü bir dünya gibi geliyordu. Bir sürü beklentim vardı. Geleneksel Alman yemekleriyle dolu bir masa hayal ediyordum. Yolda küçük keklerden aldık. İkisi bana, ikisi arkadaşıma. İster inanın ister inanmayın, ev sahibimin pahalı evinde o akşam boyunca tadına bakabildiğim tek ikram o 2 kek oldu.”
Bu Alman yaşam tüyoları hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşın!
Kaynak: olumlubak.club
























